Görme sadece gözle değil, beyinle de ilgili bir süreçtir. Görme yetersizliği ise farklı sebeplerle gözün yapısında meydana gelen bozulmalar sonucu gözün görme fonksiyonunu yerine getirememesidir. Bu durum, hiç görmeyen (kör) ve az gören olarak ikiye ayrılır.
Eğitsel açıdan hiç görmeyen bireyler, öğrenme için görme duyusunu kullanamazlar ve dokunsal (Braille) veya işitsel materyallere ihtiyaç duyarlar. Az gören bireyler ise görme duyusunu, büyütme veya aydınlatma gibi düzenlemelerle öğrenme amacıyla kullanabilen kişilerdir.
Görme yetersizliği bebeklikte görsel uyarana tepki vermeme veya göz teması kurmama gibi belirtilerle fark edilebilir. Gözlerde kayma, sık göz oğuşturma, göz kapaklarında şişlik, yakın çalışmalarda zorlanma ve baş ağrısı gibi durumlar da bir uzmana başvurmayı gerektiren işaretlerdir.
Görme engelinin nedenleri doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak incelenebilir. Doğum öncesi nedenler arasında kalıtsal faktörler, annenin geçirdiği enfeksiyonlar (rubella vb.) ve kan uyuşmazlığı bulunur. Doğum anında yaşanan zorluklar ve bebeğin oksijensiz kalması da bir neden olabilir. Doğum sonrası ise diyabet, menenjit, vitamin eksiklikleri ve kazalar yetersizliğe yol açabilir. Ayrıca katarakt, şaşılık, göz tansiyonu gibi birçok göz hastalığı da görme yetersizliğine sebep olmaktadır.
Görme yetersizliği yaşayan bireylerin eğitimlerinde okuma-yazma, dinleme, bağımsız hareket ve günlük yaşam becerileri gibi alanlarda özel düzenlemeler gerekir.