İşitme yetersizliği; bireyin işitme testinden aldığı sonuçların normal işitme sınırlarından belirli derece farklılık göstermesi sebebiyle konuşmada, dili kullanmada ve iletişim kurmada güçlükler yaşaması ve bundan dolayı da sosyal anlamda çevreye uyum sağlamakta desteğe ihtiyaç duyduğu durum olarak tanımlanabilir.
İşitme kaybına yol açabilen faktörler arasında kalıtım, erken doğum, doğum anında ve hamilelikte yaşanan komplikasyonlar, kızamıkçık, menenjit, kabakulak, zatürre, kan uyuşmazlığı, tedavi edilmeyen orta kulak iltihabı, ototoksik ilaçlar, gürültü ve yaşlanma sayılabilir.
İşitme yetersizliği; yetersizliğin şiddetine, ortaya çıkış zamanına, konuşmanın edinilmesiyle ilişkisine ve patolojinin yerine göre sınıflandırılabilir.
İşitme yetersizliği olan bireyler özellikle dil ve iletişimde problem yaşarlar. Duyma gerçekleşmediği için dil tam olarak kazanılamaz, bu da okuma-yazma ve akademik becerilerde sorunlara yol açar. Sosyal uyum problemleri yaşayabilir, kendilerini ifade etmekte zorlanabilir ve özgüven eksikliği hissedebilirler.
Bu bireyler normal işiten çocuklar gibi her şeyi rastlantısal olarak öğrenemezler, bu nedenle özel eğitimle desteklenmeleri gerekir. Eğitimde ailenin rolü büyüktür; çocukla göz teması kurmak, basit ve kısa cümlelerle konuşmak önemlidir. Unutulmamalıdır ki, erken tanı ve erken müdahale hayati önem taşır. Doğum öncesi, anı ve sonrasında düzenli hekim kontrolleri, olası bir yetersizliğin erken fark edilip kalıcı hale gelmesini önleyebilir.